Sun12172017

Last update06:26:30 PM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Toponomik Kıyımın Hünersuyu

  • PDF

toponomikkiyim1

 

Yer adlarını değiştirme girişimleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde başlamıştır. Başlangıçta amaç bir yerin adını değiştirmekten çok yeni kurulan köylere isim vermekti. Balkan savaşları ve sonrasında güvenlikle ilgili kaygıların ortaya çıkması “yer adlarına” siyasi anlam yüklenmesine sebep olmuş ve bir takım düzenlemeler yapma yoluna gidilmiştir. Bunun üzerine, bütün Osmanlı ülkesinde olduğu gibi Trabzon Vilayeti’ne dahil sancak ve kaza merkezlerinde çalışmalar başlatılarak “milli terbiyeye uygun düşmeyen” yer adlarının tespitine girişilmiştir. Bu iş için komisyonlar kurulmuştur. 

Yer adları tarihe ışık tutar.

Karadeniz sahil yolu ile beraber eski tabelaların birçoğu yenilendi. Birçok da yeni tabela kondu yollara. Bilirsiniz, tabelaların üzerinde trafik işaretlerini bir kenara bırakırsak coğrafi adlar yazılı olur ve yer adlarını yazılı olarak en çok yollardaki tabelalarda görürüz. Zaten yer adları değişikliğinin en hızlı yansıdığı yerler de yolların üzerine konan tabelalardır.

İşte beni celbeden üzerinde yer adı yazılı bir tabelaya Atina ’nın Maṕavri çıkışında rastladım. Bir sürücü olarak gözlerim otoyol üzerinde tabela görmeye alışıktı, ama bu sefer yabancılık hissetmeme sebep bir yazı vardı tabelanın üzerinde. Tabelaya bakılırsa biraz ilerisi Xunari köyünden akıp gelen suyun Karadeniz’e döküldüğü yerin adı, ‘Hünersu’ idi.
Bu da nesi dedim kendi kendime. Daha önce gözüme ilişmeyen tabeladaki bu yazı nereden çıkmıştı böyle? Benim bildiğim; orijinal adı Xunari ǯari iken ‘Hunarsu’ olarak değiştirilen bir dere vardı orada. Yoksa dedim kendi kendime, ilk toponomik kıyım az bulunmuş, bir daha mı değiştirilmişti bu yerin adı?
‘Xunari ǯari’, adı üstünde ‘Xunar Suyu’ ya da kaynağını ‘Xunar’dan alan su ya da dere anlamındadır. Yer adlarının kıyımdan geçirildiği yıllarda buranın adı ‘Hunarsu’ olarak bir kez değiştirilmişti, ama anlaşılan yer adı değiştiricileri bu değişikliği yeterli bulmamış olacaklar ki, bir kez daha değiştirmişlerdi. Böylece biz de adı bir kez değil, iki kez değiştirilen yerlerin varlığından haberdar olduk.
Bu şunu gösteriyordu; o toprakların kadim halkının dili tehlikeli bulunmuş, onun yerine Türkçe bile olmayan Hüner (kökeni Farsça’dır) kelimesi tercih edilmişti. Bir insanın adını değiştirebilmesi için mahkemeler kurulup hakimlerin karar vermesi beklenirken binlerce yıllık tarihe ve yaşanmışlığa sahip bir yerin adı yalnızca bir memurun kararıyla bir çırpıda değiştirilebiliyordu. En azından kağıt üzerinde! Üstelik o yerin gerçek sahiplerinin fikri bile alınmadan!
Konunun politik vs. yönü bir yana, her şeyden önce o toprakların çocuğu olarak böyle bir uygulamayı son derece ezici, kırıcı ve yok edici bulduğumu, bundan dolayı da incindiğimi, üzüldüğümü belirtmek isterim.

Meselenin geçmişi
Yer adlarını değiştirme girişimleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde başlamıştır. Başlangıçta amaç bir yerin adını değiştirmekten çok yeni kurulan köylere isim vermekti. Balkan savaşları ve sonrasında güvenlikle ilgili kaygıların ortaya çıkması “yer adlarına” siyasi anlam yüklenmesine sebep olmuş ve bir takım düzenlemeler yapma yoluna gidilmiştir. Bunun üzerine, bütün Osmanlı ülkesinde olduğu gibi Trabzon Vilayeti’ne dahil sancak ve kaza merkezlerinde çalışmalar başlatılarak “milli terbiyeye uygun düşmeyen” yer adlarının tespitine girişilmiştir. Bu iş için komisyonlar kurulmuştur. Bu komisyonun Mayıs 1916’da hazırladığı listeye göre; Lazistan Livası’nın adı “Terakki”, Mapavri (şimdi Çayeli) nahiyesinin adı “Eski Pazar”, Hopa kazasının adı “Cihadiye”, Arhavi nahiyesinin adı “Teşkilat”, Atina (şimdi Pazar) kazasının adı “Müftü”, olarak değiştirilmek istenmişti.
Yer adlarının değiştirilmesi sırasında aksaklıkların giderilmesi için Osmanlı Harbiye Nazırı ve dönemin Türkçülerinden Enver Paşa 5 Ocak 1916’da bir emirname yayınlamış ve uygulanacak esasları bizzat belirlemiştir. Enver Paşa’nın emirnamesinde islam olmayan kavimlerin kasaba, köy vs. adların değiştirilmesi emredilirken Müslüman kavimlere ait yer adlarına dokunulmamıştır.

Bu süreç Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeni bir evreye girmiştir. 1925’te Artvin’de büyük bölümü Lazca ve Gürcüce olan yerleşim adlarının isimleri değiştirilmiştir. 1934-36 yılları arasında Halkevleri, yurt çapında 834 köye Türkçe isimler vererek halkı aydınlatma misyonlarına yeni bir pencere daha açmıştır.
Ad değiştirme işlemleri İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelgesi ile “...yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi” uygulaması başlatılmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı bu sürece sekte vurmuştur.
1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile yer adlarının değiştirilmesi işlemleri yasal bir dayanağa kavuşmuş, ardından 1957 yılında da bir “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu” kurulmuştur. Kurulun çalışmaları, 1978 yılında “tarihi değeri olan yer adlarının da değiştirildiği” gerekçesiyle son verilmiştir. Bu süre içerisinde ilgili komisyon tarafından yaklaşık 75 bin yerleşim adı incelenmiş ve bunlardan 28 bin kadarı değiştirilmiştir. Kurul çalışmaları 1983 yılında yayınlanan bir yönetmelik uyarınca yeniden başlamıştır.
Karadeniz bölgesinde en çok yer adının değiştirildiği kısım Trabzon ile Artvin arasındaki bölgedir. Sadece Trabzon ve Rize’de 495 köyün ismi değiştirilmiştir. Artvin’de yapılan değişiklikler bu sayıya dahil değildir. Bunların 20 tanesi Türkçe’dir. Diğerleri Lazca, Gürcüce, Ermenice ve Rumca oldukları için değiştirilmişlerdir.

Bir övünç meselesi?
Bizim köyden Edirne’ye göç etmiş bir amca anlatıyordu: Pazar’da yaşadığı dönemde, köylerin adı değiştiriliyormuş. Bu işle görevlendirilmiş bir memur kendisine sormuş, sizin köyün adını ne yapalım diye. Bizimki de “Hasköy” olsun demiş ve bu isteği kabul edilerek köyün adı Hasköy yapılmış. “Hasköy” Bulgaristan’da bir yerin adıymış, oradan biliyormuş. Köyümüzün bu akıllı evladı, Lazcası Noxlapsu olan köyüne bir ad verdiği için övünüyordu. Bu, çocuk aklımla kafama takılmıştı. Neden böyle bir işe kalkıştıklarına bir türlü anlam verememiştim.
Hangi Laz yer adları değiştirildi?

Lazona’da bütün yerleşim birimlerinin adı sistemli olarak değiştirilmştir. En önce kasabaların adları değiştirildi. Maṕavri kasabası Çayeli oldu. Atina kasabası Pazar, Vica kasabası Çamlıhemşin, Arťaşeni kasabası Ardeşen, Viǯe (Viǯe/ Viçe) kasabası Fındıklı, Arkabi kasabası Arhavi, Xope kasabası Hopa, Noğedi kasabası ise Kemalpaşa yapıldı.

Bununla yetinilmedi, bütün Laz köylerinin adı değiştirildi. Burada bütün köyleri teker teker saymayacağım elbette ama merak edenler Laz Kültür Derneği tarafından yakın zamanda yayımlanan -ki yazarlarından biriyim- “Svacoxo – Laz Yer Adları Sözlüğü” kitabında bütün bu değiştirmeler yer almaktadır.
Yetmedi, mahalle adları da değiştirildi. Hatta belli bir adı olmayan mahallelere Türkçe adlar verildi. Bu durumun geçmişte farkına çok varamamış olabiliriz ama artık biliyoruz ki sadece köyler değil, mahallelere de Türkçe isimler verilmiş durumda. Küçük bir örnek vermek gerekirse; Noxlapsu köyünün mahallelerinden ‘isťona’ orta mahalle, ‘Lazavati’ ise aşağı mahalle olmuş. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.
Derelerin de adı değiştirildi. Mesela tarihsel öneme haiz binlerce yıllık Atina deresi Hemşin deresi oldu. Şimdi, Atina’yı Türkçe olmadığı gerekçesiyle değiştirenler Hemşin’i Türkçe mi sanıyor? Bu aynı zamanda uygulamaların saçmalığını ve yolunu şaşırmış milliyetçiliğin çıkmazını gösteren bir örnek olması bakımından da dikkate değerdir.

Bu arada, dere adları bir kez değil iki kez değiştirildi. Yukarıda anlattığım Xunari ǯari gibi bir çok örnek mevcuttur. Örneğin, Lazcası Bodaǯari olan dere (Atina-Arťaşeni arasında bulunuyor) önce Bodasarı yapıldı daha sonra ....
Lazcası Mǯolaǯari olan dere önce Solasarı yapıldı, daha sonra .... [yazılacak...]
Lazcası Xaǩu ǯari olan dere önce Hakusarı yapıldı, daha sonra .... [yazılacak...]

Aslında bu uygulamalar; yer adlarını değiştirme kurallarından sapıldığını, birtakım yerel uygulamaların da yapıldığını göstermektedir. Yer adlarını değiştirme kurallarına göre değiştirilen bir yerin yeni adı eski ada benzemeyecek, onu akla getirmeyecek şekilde olmalıdır. Ancak yukarıdaki örnekler uygulamanın bu şekle tam uydurulamadığını ve sonraki değişikliğe bu yüzden gerek duyulduğunu doğrular niteliktedir.
Tepe adları, dağ adları, yayla adları da bu kıyımdan nasibini almıştır. Yayla adlarını değiştirme furyası bölgenin turizm potansiyelinin artmasıyla hızlandı, böylece denizden 2-3 bin metre yükseklikte bulunan ve turistlerin rağbet gösterdiği birçok yere de Türkçe adlar verildi.
Toponomik kıyıma demogojik destek...

Resmi ideoloji bir yandan Türklük vaaz ederken, bir yandan da anadilleri yasaklamaya ve yer adlarını değiştirme uygulamalarına aralıksız devam etti. Ancak bu yeterli görülmemiş olacak ki ultra milliyetçilikleri ile bilinen yerel unsurlardan da destek almayı, onlara da içeriden vaaz yaptırmayı ihmal etmedi. Atatürk Üniversitesi’nden Fahrettin Kırzıoğlu’nun teorilerini aktarmaktan öte beceri gösteremeyen bu unsurlar, yer adları konusuna da eğilmeyi ihmal etmemişlerdir. Bu konudaki örnek çalışma, kendisi de yöreden olan Ali Sırtlı’ya aittir. Sırtlı, “Doğu Karadeniz’in Türklüğü” adını verdiği çalışmasında Laz yer adları konusunda bilimsellikle uzaktan yakından bağdaşmayan tespitlerde bulunmaktadır:

• Hunar/ Hungar: Onoğur/ On-oğuz... (Bahsettiği köyün orijinal adı Xunari’dir.)

• Ardeşen/ Ardaşan: Nogay Türklerinin.... Irdışan/ Ardeşen... (Ardeşenin orijinal adı Arťaşeni’dir.)

• Kutad/ Kutadmak: Eski Türk dilinde olup... (Bahsettiği köyün orijinal adı Ḉiťaťi’dır.)

• Sapı: Afganistan’da sarık Türkmenlerinden bir boy “Sapı/ Sapu” adını taşımaktadır... (Bahsettiği köyün orijinal adı Saṕu’dur).

• Hopa/Hopak: Kuman Türk erkek adları arasında... (Bu yerin orijinal adı Xopa’dir).

• Şana: ... Asena/ Şana= Kurt manasındadır. Şor Türkleri “kayağa” “şana” derler... (Bu yerin orijinal adı Şana olmakla birlikte Asena ve kurtla nasıl bağdaştırdığı anlaşılır değildir. Öte yandan Şana kelimesi Lazca’da keyif, mutluluk; Megrelce’de ise nişanlılık hediyesi anlamına gelmektedir.)

Türkçeleştirmeler benimsendi mi?
Bir yandan bunlar yapılırken diğer yandan yer adlarının resmiyette değiştirilmesi, resmi belgelerde Türkçeleştirilmiş biçimiyle kullanılması yeterli görülmemiştir. Gerçekten de bu uygulamanın “kendin çal kendin oyna” dan başka bir anlamı olmamıştır uzun zaman. Genç, yaşlı toplumun her kesiminden insanlar kendi aralarında Lazcalarını kullanmaya devam etmişlerdir. Hele hele yaşlı ve orta yaşlıların bu konuda son derece tutucu davrandıklarını söylemek mümkün ancak toplumun devletle, resmiyetle ilişkisi arttıkça Lazca’nın yanında Türkçeleri de en azından bilinmeye ve kullanılmaya başlanmıştır.
Ama halen yerel halkın Lazca köy, yayla ya da dere adlarını kullanmaya devam ettiğini ve Türkçeleştirilmiş hallerinin akıllarda yer etmediğini, benimsenmediğini söyleyebiliriz.

Atina’ya atanan bir öğretmen anlatıyor …
Rize'ye atanmıştım. Gelen yazıda, Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Nurluca Köyü İlkokulu’na nakledilmiştim. Burası, şimdi ilçe olan Hemşin nahiyesine bağlı bir yerdi ve önce buraya gitmem gerekiyordu.
Hemşin'e gitmeden önce Pazar'da bazı kişilere Nurluca'yı sordum, fakat kimsenin böyle bir yeri bilmediğini şaşırarak öğrendim. Hemşin'e gittiğimde de sokaktaki insanın Nurluca diye bir yerden haberdar olmadığını gördüm. Sonradan anlaşıldı ki Nurluca denen yer, aslında çevrede Çanova diye bilinen köydü. Herkes burasını Çanova adıyla biliyordu. Bu köy var olalı beri Çanova adıyla bilinirdi. Buraya Nurluca adı, eğer yanlış hatırlamıyorsam 27 Mayıs darbesinden sonra verilmişti ve resmi çevrelerin dışında kimse bu adı kullanmıyordu.
Mikro-toponimleri değiştirmek mümkün müdür?

“Şehirlerin, büyük derelerin ve de köylerin adları, hükmeden halkın diline çevirilebilir, ancak mikro-toponimler, büyük bir göç yaşanmaz ve anadil yok olmazsa varlığını sürdürür.”
Gerçekten de devletin yazılı kaynaklarında bulunmayan, bulunsa bile resmiyette kullanılmayan tarla, bahçe, küçük dere, su, dağ, taş adları “yer adlarını değiştirme prosesinin” dışında kalmıştır. Pratikte bu adları değiştirmenin de imkanı yoktur. Zira mikro-toponim adı verilen irili ufaklı coğrafi unsurların isimleri hiçbir yerde yazılı olarak bulunmaz. Sadece o yörede yaşayan insanlar tarafından bilinir ve kullanılırlar.
Yapılan çalışmalar, Lazlarla meskün köylerde çok sayıda mikro-toponimin varlığını doğrulamaktadır. Bu da Lazca açısından araştırılması ve kaydedilmesi gereken zengin bir yer adları potansiyelinin varlığını göstermektedir. Bu alanda Svacoxo – Laz Yer Adları Sözlüğü çalışmasından bahsetmiştim. Bu arada, hızlı şehirleşme ve Lazca’nın genç kuşaklar tarafından geçmişe oranla daha az konuşuluyor olması mikro-toponimlerin de unutulma sürecine girdiğini göstermektedir.

Yer adları neden değiştirilir?

Yer adlarını değiştirme uygulamaları dilsel asimilasyonun önemli bir parçasıdır. Belli bir grubun tarihsel mirasını unutturmak, o coğrafyadaki izini silmek köksüzlük duygusu yaratır. Bu da asimilasyona uygun zemini hazırlar. Zira orijinal yer adları, bir toplumun ortak hafızasını tazeleme ve bilinç oluşturma konusunda önemli bir işleve sahiptir. Bundan dolayı anadiller yok edilmek üzere hedef alınır ve yer adlarını değiştirme dahil birçok asimilasyon yöntemi uygulanır. Böylece yeni bir bilinç yaratmak mümkün hale gelir. Bu aynı zamanda egemen ulusların bir coğrafyanın salt sahibi değil aynı zamanda tarihi, kültürel ve dilsel olarak da kendi izlerini taşıdığını ıspatlama çabasını da gösterir.

Bu arada, yer adlarının değiştirildiği tek ülkenin Türkiye’ye olduğunu söylersek hem haksızlık hem de hata etmiş oluruz. Bütün ulus-devletler ve hatta sosyalist devletler bile egemen oldukları coğrafyalarda kendilerinden görmedikleri diller üzerinde bu tür uygulamalar yapmışlardır. Üstelik sadece yer adları değil, insan isimleri ve soyadlarını da değiştirmişlerdir. Burada Türkiye’deki Soyadı değişiklikleri ile Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti’nde Lazca soyadların Gürcüceleştirilme çalışmalarını hatırlamakta fayda vardır.

Kaynaklar
1) Tunçel, Harun: “Türkiye’de İsmi Değiştirilen Köyler”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 2, Sayfa: 23-34, ELAZIĞ-2000
2) Hür, Ayşe: “Tez Zamanda Yer İsimleri Değiştirile!”, http://www.taraf.com.tr/makale/4295.htm
3) Aleksiva, İrfan/ Bucaklişi, İsmail: Svacoxo – Laz Yer Adları Sözlüğü, Kolǩis - Laz Kültür Derneği Yayınları, İstanbul, Kasım 2009
4) Ortaylı, İlber: Yer Adlarını Değiştirmek Gülünç, Milliyet Gazetesi, 16 Ağustos Pazar, 2009
5) Aydın, Suavi: Bir Tilkinin Ettiği: İsimler Milli Birliği Nasıl Bozar? http://www.birikimdergisi.com, 20.12.2006
6) “Türkiye Coğrafi Adlar Uzmalar Kurulu Faaliyetlerinin Tanıtılması”, 11. Türkiye Harita Bilimsel Teknik Kurultayı, 2-6 Nisan 2007, Ankara
7) Yüksel, Ayhan: “Trabzon Vilayetinde Yer Adlarını ve İdari Yapıyı Değiştirme Teşebbüsleri”, Trabzon Tarihi Sempozyumu Bildirileri, s. 201-222, 6-8 Kasım 1998, Trabzon

 

İsmail Bucaklişi

Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Nisan 2012 09:50

Helimişi XASANİ

Helimisi
Lazcanın Evrensel Şairi

Coxope

Coxope
Çocuklara Lazca İsim

93 Harbi

93 Harbi
Muhacir Lazlar

Arkeopolis

Arkeopolis
Lazika'nın Başşehri

Lazca Açıköğretim

Lazca Açıköğretim
Açıköğretim Başlıyor