Thu08242017

Last update06:26:30 PM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Onbinlerin dönüşü

Yunan Tarihçisi Ksenefon, Türkçe’de Onbinlerin Dönüşü olarak çevrilen Anabasis adlı eserin yazarıdır. M.Ö. 427-355 yılları arasında yaşamıştır. Sokrates’in öğrencisidir. Anabasis, Hellenler’in bin paralı askerle Anadolu’ya çıkarak çeşitli halklardan oluşan onbin askere kadar büyümüş bir ordudur. “Onbinlerin Dönüşü” Anadolu’yu boydan boya geçerek bu askerlerin Trabzon’da denize kavuşmaları ve deniz ve kara yolu ile de Yunanistan’a geri dönmelerinin hikâyesidir. Sinop’a kadar gelmeleri 122 günü yürüyüşle geçen 8 aylık sürede gerçekleştirmişlerdir.

Antik çağda bir seyahatname: Onbinlerin Dönüşü - Anabasis

Tarih, zafer ve yenilgi haberleri ile doludur. Bazıları tarihin akışını değiştirmiş, kimisi unutulup gitmiştir. Eğer görgü tanıklarından biri not almaz ise, büyük olaylar bile zamanla belirsizleşir, kaybolur veya gerçeklerden ayrılır, masallaşır.


Yunan Tarihçisi Ksenefon, Türkçe’de Onbinlerin Dönüşü olarak çevrilen Anabasis adlı eserin yazarıdır. M.Ö. 427-355 yılları arasında yaşamıştır. Sokrates’in öğrencisidir. Anabasis, Hellenler’in bin paralı askerle Anadolu’ya çıkarak çeşitli halklardan oluşan onbin askere kadar büyümüş bir ordudur. “Onbinlerin Dönüşü” Anadolu’yu boydan boya geçerek bu askerlerin Trabzon’da denize kavuşmaları ve deniz ve kara yolu ile de Yunanistan’a geri dönmelerinin hikâyesidir. Sinop’a kadar gelmeleri 122 günü yürüyüşle geçen 8 aylık sürede gerçekleştirmişlerdir.


Uzun bir yürüyüşün sonucunda Karadeniz dağlarının zirvesine kadar gelmişlerdir. Bazen zor savaşlara girmişler bazanda karşılıklı anlaşarak savaşmadan yürüyüşlerine devam etmişlerdir. Denize inmelerine az bir mesafe kalmıştır artık.
Theekhes Tepesine geldiklerinde Karadenizi gördüler. Herkes hasretle deniz deniz diye bağırmaya başladı. Burası Makronlar’ın memleketi idi. Makronlar kıldan elbiseler giymişti, örme kalkanları ve uzun mızrakları vardı. Hellenler’le Makronlar savaşmadan anlaştılar. Birbirlerine mızrak hediye ettiler. Hellenler’in Kolkhis memleketine gitmeleri için onlara yardım ettiler. Ağaçları keserek Hellenler’e gidecekleri yolu hazırladılar ve onlara eşlik ettiler. Burada yüksek bir dağ vardı. Kolkhisliler bu dağın tepesinde mevzilenmişlerdi. Hellenler Kolkhisliler’in sayıca az olmalarından cesaret alarak sıkışık halde strateji saptamadan savaş düzenine geçip saldırdılar. Bölgenin ağaçlık olması nedeniyle geniş düzende saldırıya elverişli değildi.
Kolkhlar Hellenler’i püskürttüler.

Hellenler bu savaş düzeni ile her zaman kaybedeceklerini anladılar. Saldırı stratejisini yeniden belirlemeleri gerekiyordu. Böyle devam ederlerse hezimete uğrayacaklardı.

Komutanlar yeniden toplandı. Yüzbaşılar fikirlerini söylediler. Savaş komitesince saldırı düzeni yeniden belirlendi. Askerler sağ ve sol olmak üzere iki koldan saldıracaklardı. Toplu olarak değil tek sıra halinde ilerleyeceklerdi. Eğer tek bir bölük bile tepeye çıkabilirse savaşı kazanacaklardı.
Her yüzbaşı her biri 100’er kişilik 80 bölüğü sağ, 80 bölüğü sol cepheye yerleştirdi. 600 kişilik okçular ve 600 kişilik taş atıcılar sağ ve sol bölüklerin dışına yerleştirildi. 1600 kişilik de okçularla taş atıcılar orta kısma yerleştirildi.
Sağ ve sol kanattan harekete geçen Hellenler dağa doğru saldırıya geçtiler. Kolkhisliler’in bir kısmı sağa bir kısmı sola geçerek düşmanı püskürtmek için saldırdılar. Kolkhislilerin ortasında büyük bir gedik oluştu. Boşluğu gören Hellenler düşmanın kaçtığını sandılar ve boş tepeye vardılar. Kolkhisliler hem ikiye ayrılıp hem de iki ateş arasında kalınca sayıca üstün olan düşman karşısında savaştan vazgeçip kaçmaya başladılar.

Hellenler dağa çıktılar. Bol bol yiyecek bulunan birkaç köyde konakladılar. Burada tuhaf bir şey vardı. Hiçbir canlı hayvan yoktu. Kolkhisliler kaçarken yanlarında götürmüşlerdi ama arı kovanları ve kaplarda bolca bal vardı. Askerler bu baldan bolca yediler. Az yiyen askerler sarhoşa benzediler, çok yiyenler deli gibi oldular, birkaç kişi de öldü. Askerler yenilgiye uğramış gibi yerlere uzanmışlar serilip yatıyorlardı. Kampta büyük bir korku hüküm sürüyordu. İki üç gün sonra zehirlenmeden kurtulmuş gibi ayağa kalktılar.

Hellenler Kolkhislilerin köylerinde 30 gün dinlendiler. Kolkhisliler’in köylerini yağmaladılar. İki günlük yürüyüşten sonra Trapezus’a (Trabzon) vardılar. Burası Sinope’nin (Sinop) kolonisi ve Hellen şehridir. Pontus Euksienos (Karadeniz) kenarında ve Kolkhlar memleketinde kurulmuştu.

Trabzonlular onları şehre aldılar. Hellenler’e pazar kurdular. Onlara yiyecek sattılar. Sığır, un, şarap gibi hediyeler verdiler. Komşularıyla, özellikle ovada oturan Kolkhisliler’le dostluk kurmaları için aracılıkta bulundular. Ovadaki Kolkhisliler de dostluk hediyesi olarak sığır verdiler. Hellenler tanrıları Zeus ve Herakles’e adaklar sundular. Boğalar kestiler. Spor yarışmaları düzenlediler. Şenlikler yaptılar. Koşu, mukavemet koşusu, at binme, güreş, yumruk dövüşü düzenlediler.

Hellenler yiyecek sağlamak için kale dışına çıkıyorlardı. Yurtlarından kovulan Kolkhisliler tepelere yerleşmiş, Hellenler’e saldırıyorlardı.

Helenler kolay alınacak köylere saldırıyorlar köylülerin yiyeceklerini yağmaliyorlardı. Hellenler Driller’in ülkesine saldırdılar. Driller’in alınması kolay köylerini yakıp yıktılar ve kalelerine çekildiler. Hellenler Driller’den kaçan birkaç hayvanla yetinmek zorunda kaldılar. 3 günlük uzaklıkta yiyecek dolu bir kalenin olduğunu haber aldlar. Bu kale olağanüstü derinlikte bir ırmak yatağında kurulmuştu, yüksek kale duvarları ile çevrilmişti ve içine girmek çok zordu.

Askerler ırmak yatağını aştılar, içeride yiyecek ve değerli şeyler olduğunu görünce saldırdılar. Kaledekiler iç kaleye kaçtılar. Yiyecekleri taşımaya gelenlerle beraber dere yatağında ikibin kişi toplandı. Driller dar ırmak yatağında askerlere saldırdılar. Hellenler hemen haberci yolladılar. Haberci “Her çeşit mal dolu bir kale var ama alamıyoruz. Geriye de çekilemiyoruz” deyince yüzbaşılar geldiler ve keşif yapıldı. Çok adam kaybetmeden geri çekilmek imkansız gibi görünüyordu. Kale de alınamıyordu. Kâhinler de aynı şeyleri söylediler.

Yüzbaşılar bölüklerinin başına geçti. Yay biçiminde bölüklerini dizdiler. Zafer türküleri söyleyip borazanlar çalarak koşar adım saldırıya geçtiler. Mızraklar, oklar, sapan taşları, elle savrulan taşlar, hepsi birden uçuşmaya başladı. Tutuşturulmuş meşaleler de vardı. Düşmanlar bu saldırı karşısında şarambolleri ve kuleleri bırakıp kaçtılar. Askerler ellerinden silahları bırakıp birbirlerine omuz vererek kaleyi aldılar, aldıklarını sandılar. Komutanlar herkesin içeri girmesini engellediler, çünkü tepelerde düşman askerleri belirmişti. Kısa süre sonra içeriden bir haykırışma yükseldi. Askerlerin bir kısmı aldıkları ganimetlerle kaçıyorlardı, birkaçı da yaralanmıştı. İçerisi çok kalabalıktı, bir çıkış hareketi ile kendilerine saldırıldığını söylediler. Komutanlar daha kalabalık bir grupla saldırmalarını söylediler. İç kaleye kadar olan yerler yağma edildi. İç kaleyi ele geçirmenin kesinlikle imkansız olduğuna karar verdiler. Geri çekilmeye başladılar. Çekilmekte oldukça tehlikeliydi. Bu arada iç kaledeki bir evin çatısı bilinmeyen bir nedenle yanmaya başladı. Çatı çöktü ve içeridekiler kaçışmaya başladılar. (Çekilmek de oldukça tehlikeliydi).

Tanrılarından biri kendilerine kaçış yolu göstermişti. Evleri yaktılar. Düşmanla aralarına odun yığıp tutuşturdular. Alevleri aşamayan düşmanları, Hellenler’in kayıp vermeden geri çekilmelerini sağladı. Evlerin tamamı ahşap olduğundan iç kale dışında herşey kül oldu.
Hellenler bir gün sonra geri çekildiler. Trabzon’a gidilen yollar çok dikti. Kolkhisliler yine saldırdılar ama hellenler kayıp vermeden Trabzon’a döndüler.

Gerektiği kadar erzak ve erzakları koyacak yeterli sayıda gemi olmadığından yola çıkmak gerektiğine karar verildi. Hastalar, kırk yaşın üstündeki askerler, çocuklar ve kadınlar ve yükler gemiyle yola çıktı. Diğerleri yaya yola koyuldu. Yol onarılmıştı. Üç günlük yürüyüşten sonra Kerasus’a (Giresun) varıldı.
Burası bir Hellen sahil şehri ve Sinope’nin Kolkhlar ülkesindeki bir kolonisi idi. Burada 10 gün kaldılar. Birlikler teftiş edildi. Takriben 10 bin kişiden 8 bin kişi kaldığı anlaşıldı. Diğerleri düşman eliyle ve kar veya hastalıktan ölmüşlerdi. Kerasus’ta esirlerin satılması ile elde edilen para taksim edildi. Tanrıları Apollon ve Artemis için hisse ayrıldı.

Kerasus’tan ayrıldılar. 8 günlük yürüyüşten sonra Khalibler’in memleketine vardılar. Bunlar kalabalık değillerdi. Demircilikle geçiniyorlardı.
Tekrar iki günlük yürüyüşle Kotyora’ya vardılar. Burası Sinope’nin kolonisi idi. Kendilerine Sinope’nin elçileri geldi. Savaş istemediklerini, kendilerinin de Hellen olduklarını belirtip hellenlerden herhangi bir kötülük beklemediklerini söylediler. Karşılıklı iltifatlardan sonra Sinope elçileri misafir edildi. Herşey tatlıya bağlandı. Sinopeliler Hellenler’e eğer denizden giderseniz size gemiler gerekli. Bunları size biz tedarik edebiliriz. Eğer karadan yaya gidecek olursanız hep harp etmeniz gerek. Size biz rehberlik yaparız. Paphlagonların memleketinden geçmeniz gerek. Biz Paphlagonlar’ın memleketini ve kuvvetini biliriz. Orada hem güzel ovalar hem de yüksek dağlar vardır. Dağlar arasındaki yolu biz biliriz. Sonra üç plethron genişliğindeki Thermedon (Terme) sonra İris sonra da Halys nehrini geçmeniz gerek. Bu yollarda savaşta çok insan kaybedersiniz. Burada yolculuk çok zor ve imkansızdır. Deniz yolu ile giderseniz buradan Sinope’ye, Sinope’de ve Heraklia’ya da birçok gemi bulunur. Bundan sonra hiçbir sorun kalmaz dediler.
Hikâye uzayıp gider…

Kaynakça
1. Ksenophon, Anabasis (Onbinlerin Dönüşü). Çev. Tanju Kökgol, Sosyal Yayınları, İstanbul, 1984
2. Ksenophon, Anabasis. Çev. Hayrullah Örs, İnkılâp Yayınları,
Ayrıca bu olaya kitaplarında yer verenler;
3. Bijişkyan, Per. Minas, Pontus Tarihi, Çev. Hrand Andreasyan, Chiviyazıları yayınevi, İstanbul, 1998
4. Usta, Veysel, Trabzon, Serender Yayınları
5. Işık, Adem, Antik Kaynaklarda Karadeniz Bölgesi, Türk Tarih Kurumu
6. Lloyd, Seton, Türkiye’nin Tarihi, Çev. Ender Varınoğlu, Tübitak Yayınları


Yaşar Bayraktar

Helimişi XASANİ

Helimisi
Lazcanın Evrensel Şairi

Coxope

Coxope
Çocuklara Lazca İsim

93 Harbi

93 Harbi
Muhacir Lazlar

Arkeopolis

Arkeopolis
Lazika'nın Başşehri

Lazca Açıköğretim

Lazca Açıköğretim
Açıköğretim Başlıyor