Sun02182018

Last update06:26:30 PM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Çoluk Çocuk Lazika Yollarında

  • PDF

Bizim yayın kolektifinden arkadaşlarla,Hasan, İrfan, Osman Cumad, Murat Murğulişi orada buluşacak, bol bol sohbet edecek, iyi zaman geçirecek ve dinlenecektik. Ama biz buluşmayı beceremeyince birlikte Batum sefası tasarıdan ibaret kaldı. 
Öyle ise, biz aile olarak birlikte zaman geçirecektik. İki çocukla Batum sokaklarını dolaşa dolaşa akşamı getirdik.“Hadi” dedim eşime, “Sarpi köyüne gidelim. Orada Omari Memişi adında bir Laz dilbilimci var. Biraz sohbet ederiz. Şansımız yaver giderse de Lazca üzerine bir röportaj yaparız.”

Her sene olduğu gibi bu sene de sabırsızlıkla bekledim doğduğum köye gideceğim zamanı. 

Bu senenin diğer senelerden bir farkı vardı; oğullarım, 8 yaşındaki Arte ile 1 yaşındaki Tanura da bizimle birlikte geleceklerdi.Gitmeden önce hayaller kurdum çocuklarımla ilgili. Büyük oğluma çocukken oynadığım oyunları öğretecek, sonra onunla birlikte oynayacaktım.Böylece oğlumun doğduğum topraklarla bir bağ kurmasına, oraya ait farklı hatıralara sahip olmasına vesile olacaktım.
O'na misket (mila) oynamasını öğrettim. Misket oynarken kullandığımız Lazca sözcükleri öğrenmesi için aynı kelimeleri tekrar edip durdum. Aklında ne kadarı kaldı bilmiyorum ama onun bu oyunu keyifle oynaması beni epeyce keyiflendirdi.
Elbette memleketimin değişmezi olan yağmur bizi yalnız bırakmadı. Buna rağmen oğlumla epeyce oyun oynama şansımız oldu.
Köyde yaşayıp da tahta arabaya sahip olmamak, tahta arabayı sürmemek olmazdı. Yeğenim İmdat -kendisi çok beceriklidir- benim yerime bir tahta araba yaptı oğluma. Biraz daha büyük yapsaydı ben de rahatça binebilecektim ama olsun oğlumun çocukluğumun biricik heyecan kaynağı ile tanışması, onunla oynaması gelecek açısından umut vericiydi.
Elbette oğlumla yaptıklarımız bunlardan ibaret değildi. Balığa gittik, dağa çıktık. Sonra bizim evin hemen yanındaki büyük gürgen ağacının dalına kocaman bir ağaç ev yaptık. Hem evin kocaman hem de yağmurun fazla ısrarcı olması nedeniyle eksik kalan kısımları gelecek seneye tamamlamaya karar verdik.

Yeğen Heykeltıraş Olunca...
Vakti zamanında halkımızın biricik ekmek pişirme aracı olarak kullandığı "gresta" yapmaya gelmişti sıra. Bu konuda oldukça şanslı sayılırdım çünkü hemen yanı başımda becerikli bir heykeltıraş vardı. Heykeltıraşımız hem kültürümüzü iyi biliyordu hem de bir "gresta" yapmak için gerekli her türlü araç gerece sahipti.
Hal böyle olunca gresta yapmak da çok zamanımızı almadı. Heykelıtraşımız,İmdat Avcı yeğen olunca işler kolayca yoluna girdi. İşe uygun bir taş bulmakla başladık. Gresta yapılacak taş kolay yontulabilmeli, çatlamaması için içinde “damar” olarak tabir edilen farklı bir tür taş içermemeli, homojen olmalı ve yüksek ateşe dayanıklı olmalıydı.
Sıra mısır ununu bulmaya gelmişti. Neyse ki, yardımlaşma kültürünü hala muhafaza eden komşularımız vardı. Bizim mısır ununu yoğuramayacağımızı düşündüklerinden olacak unu değil hazır hamuru yolladılar bize. Biz de avluda yaktığımız açık ateşte, yaptığımız gresta ile hayatımın ilk mısır ekmeğini (mçhudi - mçhkhudi – mçhkhidi )(Farklı yörelere göre sanırım Lazca farklı, yöreleri yazarsanız daha iyi olur) pişirmiş olduk.

70 Yıllık Masal: Turça Bozuliyor, Notler Khiriliyor!
Yağmurun azizliğinden dolayı evin çevresinde dolandığım bir zamanda iki çocuğun yaklaşmakta olduğunu gördüm. Çocuklar ciddi ciddi bizim eve doğru geliyorlardı ama ikisini de tanımıyordum. Nihayet geldiler yanıma. Büyüğü on, küçüğü ise beş yaşlarındaydı.
Bir Laz köyünde olduğumuza göre doğal olarak Lazca sordum:
- Mi gorumt? (Kimi arıyorsunuz?)
Ancak cevap Türkçeydi. Evde çocuk olduğunu bildikleri için gelmişlerdi. İkinci sorumu yine Lazca sordum:
- Mi oret?( Kimsiniz?)
Lazca anladıkları belli idi ama cevabın dili değişmedi: "Armutluk çoyindeniz."
- Armutluk! Orası neresi?
"Arthaşen'de" dedi gene büyüğü.
- Peki Arthaşen'un neresinde? "Tunca'da"...
Anlamıştım, bizim delikanlılar Dutxe köyünden idiler. Ve belli ki aile çay biçmeye gelmişti.
- E do, muşeni Lazuri var ilakhirdam?( Neden Lazca konuşmuyorsun?)
Bu seferki cevap son yüz yılı özetleyecek kadar güçlüydü: "Turça boziliyor, notler kkhiriluyur."
- Nasıl yani, öğretmen Turçanuz bozik diye not mi khirayur?
"Khirayur tabi..."
- Annen, baban?
"Onlar da khizayur."
E, Laz anne ve baba, çocuk Lazca konuşuyor, Turçasi bozuliyor diye kızarsa muellim ne yapsun!
Bizi sessizce izleyen eşim, "yetmiş yıllık masal, o günden bugüne hiç bir şey değişmedi!" deyip işine geri döndü.

Çoluk Çocuk Lazika Yollarında...
Bu sefer, iki oğlum yanımızda Batum'a gitmeye karar verdik. Bana göre Batum Karadeniz'in en güzel kentlerinden biri vefırsatı olan herkes hayatında en az bir kere Batum'u ziyaret etmeli diye düşünüyorum.

Bizim yayın kolektifinden arkadaşlarla,Hasan, İrfan, Osman Cumad, Murat Murğulişi orada buluşacak, bol bol sohbet edecek, iyi zaman geçirecek ve dinlenecektik. Ama biz buluşmayı beceremeyince birlikte Batum sefası tasarıdan ibaret kaldı.
Öyle ise, biz aile olarak birlikte zaman geçirecektik. İki çocukla Batum sokaklarını dolaşa dolaşa akşamı getirdik.“Hadi” dedim eşime, “Sarpi köyüne gidelim. Orada Omari Memişi adında bir Laz dilbilimci var. Biraz sohbet ederiz. Şansımız yaver giderse de Lazca üzerine bir röportaj yaparız.”
İki çocukla farklı yaş gruplarındaki insanların birlikte gezmesi, hele hep beraberken röportaj yapması zor ve sıkıntılı olsa da, eşim Eylem ve ben bu konuda tecrübeliydik. Gittiğimiz yerlerde sadece gezmekle kalmıyor arada iyi işler de çıkarabiliyorduk. Sarpi'de Cemal Amca (Vanilişi) Memişişi'nin evinde bizi bekliyordu. Ayrıca Cemal Amca'yı görmek, onunla sohbet etmek de ayrı bir güzellikti.

Cemal Amcayla buluşup Memişi’nin evine gittik. İlk yaptığım iş kameramı kurmak oldu. Islak bir yaz akşamı, limon ve portakal ağaçlarının kıyısında epeyce sohbet ettik. Konu Lazcanın geleceği üzerine derinleşmişti. Memişişi, Türkiye’de Lazca için umut verici işlerin yapılmaya başlandığını söylüyordu. Bu arada, büyük oğlum Arte, Lazcadan başka bir dilin konuşulmadığı bir ortamda olmanın şaşkınlığı içinde bizi izliyordu.

Sıra, Batum seyahatinin ikinci gününe gelmişti. Hadi dedim, Lazika'nın başkenti Cixakuci'ye (Arkeopolis) gidelim. Eski Yunanlılar’ın deyişiyle Arkeopolis, Megrel bölgesinde Senaki kasabasına bağlı Nokalake köyündeydi. Lazcaya büyük emekleri geçmiş Guram Khartozia'da bu köyde doğmuştu.
Lazika Krallığı’na başkentlik yapmış tarihi bir yerleşim burası. Yunanlılar bile oraya "eski" dedikten sonra bize söz düşmezdi. Teklifim cazip geldi. Ne kadar sürer, diye sordu Eylem. Batum'dan sadece iki saat!
Çoluk çocuk koyulduk yola. Buranın bu kadar uzak olduğunu -defalarca gitmiş olmama rağmen- ben bile unutmuştum. Yaz sıcağında 3 saat süren bir yolculuk hepimizi bunalttı, yordu, perişan etti. Hele hele, Eylem arkada arabanın arkasında iki çocuğu idare ettiği için daha çok yorulmuştu. Fakat, ilk kez Cixakuci’yi görecekleri için hem Eylem hem Arte çok heyecanlıydı.

Lazika'nın başkenti Nokalake'ye vardığımızda zaman epeyce geçmişti. Hatırladığım kadarı ile saat öğleden sonra üç civarıydı.

Görkemli bir yapı karşımızdaydı. Burası Cixakuci, Lazların 2 bin sene evvelki başkentleri. Kimler geldi kimler geçti buradan; Kral Tsate, Kral Gubaz... Acaba Yunanlılar Gubaz’ı nerede öldürmüşlerdi?
Oraya kadar gitmişken sur içinde kazı çalışmalarını yürüten ekiple Eylem’i tanıştırmamak, hazır tanışmışken de ekibin başındaki İngiliz Profesör Ian Calvin ile bir röportaj yapmamak olmazdı. Bir daha ne zaman gidecektik ki oraya. Hem gitsek de kazı ekibi bizi mi bekleyecekti.

Neyse, eşimin mükemmel İngilizcesi her zamanki gibi çok iyi bir iş çıkarmamızı sağladı. Kazı ekibin başkanı ile güzel bir röportaj yaptık. Fotoğraflar çektik.

Epeyce geç olmuştu. Helimişi'nin dediği gibi "Ali kagelaktu yaziş mjorak-ti...". Artık yaz güneşi de boynunu bükmüştü.
Ve dönüş...

Üç saat gidilen yolu üç saatten evvel kat etmek mümkün değildi ama ne de olsa evimize dönüyorduk. Doğrusu bütün gördüklerimiz,, Lazika’nın baş kentini ziyaret etmek, o havayı içimize çekmek tüm yorgunlumuza değmişti.


İsmail Bucaklişi

Helimişi XASANİ

Helimisi
Lazcanın Evrensel Şairi

Coxope

Coxope
Çocuklara Lazca İsim

93 Harbi

93 Harbi
Muhacir Lazlar

Arkeopolis

Arkeopolis
Lazika'nın Başşehri

Lazca Açıköğretim

Lazca Açıköğretim
Açıköğretim Başlıyor