Fri10202017

Last update06:26:30 PM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Lazuri Grameri - Lazca Gramer

  • PDF

Lazca Güney-Batı Kafkas dil grubu içinde Megrelce, Gürcüce ve Svanca ile birlikte yer alır. Lazca'nın yazılı bir dil haline getirilmesinde en önemli pay Filolog Iskender Tsitaşi'ye aittir. 1920'lerde Sovyetler Latin harflerini kullanarak bir alfabe oluşturuyor. Laz okullarında bu alfabeyle eğitim veriliyor. 1935'te ortam kızışıyor, eğitim kesintiye uğruyor. Sonra yapılan tüm çalışmalar akademik.

Asıl mesleği bilgisayar programcılığı olan Rize Pazarlı İsmail Avcı Bucaklişi ile Japon dilbilimci Goichi Kojima Lazca'nın gramer kitabını yazdı: Lazuri Grameri. Lazca Gramer kitabından yola çıkarak Lazcayı tartışmaya açıyoruz.

"Ana dili Lazca'dır" İsmail Avcı Bucaklişi, kendini böyle tanımlıyor kitabının arka kapağında. 1993'ten beri Lazca üzerine çalışıyor. Türkiye'nin ilk Türkçe-Lazca sözlüğünün mimarı. Japon dilbilimci Goichi Kojima ile iki yıllık bir çalışma sonucu Lazca gramer kitabını hazırlamış. Laz halkının çocuklarına Lazca öğretmediğinden yakınıyor.

Lazca yazımı üzerine çalışmalar ilk ne zaman başladı? Tarihinden başlayalım.

- Lazca Güney-Batı Kafkas dil grubu içinde Megrelce, Gürcüce ve Svanca ile birlikte yer alır. Lazca'nın yazılı bir dil haline getirilmesinde en önemli pay Filolog Iskender Tsitaşi'ye aittir. 1920'lerde Sovyetler Latin harflerini kullanarak bir alfabe oluşturuyor. Laz okullarında bu alfabeyle eğitim veriliyor. 1935'te ortam kızışıyor, eğitim kesintiye uğruyor. Sonra yapılan tüm çalışmalar akademik. Daha çok Batılı bilimadamları tarafından Gürcistan'da yürütülüyor. 1970'ler, Soğuk savaş dönemi. Arhavili Fahri Kahraman adında bir laz edebiyat hocası çalışmalar yapıyor, Lazca'nın nasıl yazılabileceğini araştırıyor. Lazca'daki fonem-ses sistemini çözüyor. Batı'da ve Gürcistan'da yapılan akademik çalışmalardan haberdar değil. Bu arada Arhavi'ye gelen Wolfrang Feuerstein adında bir Almanla tanışıyor. Wolfrang, 1974 yılında, Fahri Kahraman'ın ve İskender'in yaptığı çalışmalara, Gürcistan'da yapılan çalışmaların tümüne dayanarak bir alfabe geliştiriyor. Almanya'daki bir grup Laz da Wolfrang'a destek veriyor ve birlikte Latin harflerine dayalı bir Laz alfabesi ortaya koyuyorlar. Biz de Türkiye'de bu alfabeyi benimsedik. Laz alfabesinde 35 harf var. Bunlardan sekizi Türkçe'de bulunmayan harfler. Bu alanda çalışanlar bu alfabeyi kullanıyor ama sıkıntıları da var. Mesela internet ortamında yazılamıyor. 1982-83'ten itibaren tekrar Lazca üzerine çalışmalar filizlenmeye, birçok kitap yayımlanmaya başladı. 1993'TE Ogni Dergisi'ni çıkarken Lazca sözlük tartışmaları yapılıyordu. Ben yaparım dedim. Çalışmaya başladıktan iki yıl sonra Hasan Uzunhasanoğlu katıldı. Altı senede hazırladık. Türkiye'nin ilk Lazca sözlük çalışması, hata oranı binde bir. Mümkün olduğunca halkın konuşmaya çalıştığı dili yazıya geçirirdik.

JAPON'UN MERAKI

Ardından gelen Lazca gramer kitabı ve Japon bir dilbilimci ile ortaklık. Lazca'da nasıl buluştunuz?

- Goichi Kojima beni buldu. Sözlükten haberdar olmuş. 1986'da Pazar'a gelmiş ve orada öğrenmeye başlamış Lazca'yı. Şu an benim kadar iyi biliyor. Kojima bir dilbilim profesörü. Üzerine düşülmemiş bir dil olduğundan Lazca'ya merak sarmış ve bu alanda bir şeyler yapabileceği kanaatine varmış. Daha önce Kürtçe, Zazaca ve Çerkezce üzerine çalışmalar yapmış. Kitabın sistematiğini o ortaya koydu. Ben herhangi bir konu söylüyordum, o Laz grameri içinde bir yere yerleştiriyordu. Lazca'nın grameri ile Türkçe'ninki aynı değil. Yazılış sistemi de bir değil.

Lazlar'ın yazıma ilgisi nasıl?

- Lazca'nın yazımı 1920'lere kadar yok. Yazmıyor Lazlar. Lazca'da "Yaz da kömürle yaz" diye bir atasözü vardır ama yazmayı bu derece kutsal bir hale getiren halk kendi dilinde yazmamış. Lazca sözlü bir dil, kültür hep sözlü. Köylerde insanların birtakım sözleri, şiirleri defterlere döktüklerini biliyoruz ama yayımlanmadığı için kayboluyor.

YAZMA DERDİ YOK Kİ

Şimdi yazma çabası var mı?

- Bizim insanlarımız anlamadığı zaman ellerinden bırakıverirler ya aynen öyle. Lazca'yı yazmak isteyen insanların dönüp dolaşıp geleceği yer bu alfabedir. Lazca'yı yazmaya çalışanlar bu alfabeyi kullanıyor ama halk ne derece alfabeyi kullanıyor, derseniz yaygın değil. Halkın alfabe derdi yok zaten, hiç yazmıyor ki.

Japon bilimadamı Lazca üzerine çalışmalar yaparken Lazlar neden duyarsız kalıyor?

- Duyarsızlık değil, ihtiyaç duymamak. Hangi Lazla konuşursanız konuşun, "Aaa Lazca, yok onun gibisi" der, kutsar ama Lazca yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. "Dilimiz yok oluyor, ne yapabiliriz?" deseniz hiçbirşey yapmaz. Lazca çalışmalarına destek verenler var ama kendi çocuğuna zamanında Lazca öğretmemiş. Türkiye'de para getiren dillere ilgi var. İki kelimeyi paraya çevirecekse öğrenir. Para etmeyecekse neden öğrensin?

TRT'DE LAZCA

Lazca'nın yok olma tehlikesinin önüne geçmek için neler yapılabilir?

- Çocuklarınıza öğreteceksiniz öncelikle. Yazım çalışmaları artacak ki gelecek kuşaklara aktarılabilsin. TRT'nin yayını olumlu olur. Kurslar düzenlenebilir. Lazca'yı çok doğru şekilde kullanabilecek insan sayısı Türkiye'de 50'yi geçmez. Şimdi bir Lazca okuma-öğrenme kitabı üzerine çalışıyoruz. Yıllar önce ailesi İstanbul'a geldiği için Lazca'yı öğrenememiş ya da kendisine öğretilmemiş, Lazca'yı az buçuk bilen ya da hiç bilmeyen insanlara seslenen bir kitap.

Kojima Lazlar'ı böldü

Ardeşenliler Derneği'ni ziyaret ediyoruz, Lazca'yı ve gramer kitabını soruyoruz. Çoğu Japon dilbilimci Goichi Kojima'yı tanıyor. "Bir akademisyen olarak Lazca'nın gramerinin nasıl yapılacağını gösterdi". Goichi çalışmaları süresince hep onların arasındaymış, birlikte gezmiş, birlikte yemiş içmişler. Çok sevmişler onu ama sevmeyenleri de varmış. Meğer o sevmeyenler Goichi'yi Hopa'dan sınır dışı ettirmiş. Esat Sarı, "Yasaklar yüzünden insanlar yıllarca Lazca konuşmadı, korktu. Başımıza iş açar bu adam diye şikayet etmişler. İzinsiz çalışma yapıyor diye sınırdışı edildi. Lazların bazıları kültürel farklılıklarının bilincinde değil. Olsa bile Laz kimliğinin öne çıkartılmasından rahatsız oluyor. Milli birlik beraberlik duyguları içinde yasaklandı ya Lazca, "Biz bölücü değiliz, Türkçe konuşacağız" diyor."

Erol Ökten: 86'ya kadar konuşmak yasaktı. Bize önce Türkçe öğreneceksin, dediler. Anne-baba konuşurken öğrendik Lazca'yı. Aslında ne tam Lazca ne de tam Türkçe konuşuluyor. Devlet dairelerinde, okullarda Türkçe konuş, evde Lazca konuş. 99'dan sonra Lazca yazmaya, okumaya merak sardım ama bir türlü çalışamadım.

Kazım Sevinç: Biliyorum Lazca'yı ama dokuz bin kelime varsa ancak iki binini. Mesela cami'nin lazcası nedir diye aklıma soru takılsa cevabını alacağım kimse yok. Lazca'yı herşeyiyle bilen yaşlılar kaybolmaya başladı, yazılı kaynak zaten yok. Böyle yitiyor Lazca.

Niyazi Bodur: Dört dörtlük konuşurum Lazca'yı ama yazmasını bilmem, oraya kadar inemedik. Gramer kitabı çok güzel ama ben alıp bakmam. Lazca konuşmak bile yasaktı benim çocukluğumda, gençliğimde. Yazmayı nasıl öğrenecektim? Ailem evde hep Lazca konuşurdu, Türkçe de bilirlerdi ama konuşmazlardı. Onlardan öğrendim Lazca'yı. Ben yaşıtlarımla Lazca konuşurken daha rahat ediyorum, kendimi buluyorum.

Lazca Bölümü açılsın

"Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar" ve "Kafkasya'dan Karadeniz'e Lazların Tarihsel Yolculuğu" adlı kitapların yazarı Ali İhsan Aksamaz diğer yerel diller gibi, Lazca'nın da, yakın zamana kadar Türkiye'de yasak diller arasında olduğunu hatırlatıyor. "Konuşuluyor ama yazılamıyordu. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte Lazca da önemli mesafe kaydetti. Bu dönemde atılan adımlar küçümsenmemeli. Son on yıldır Lazca yayımlanan üç şiir kitabı, iki sözlük ve gramer kitabının yeterli olmadığı açık. Ülkemizde yasaklı olan bir dilin dilbilimcisi yetişemediği için de anadili Lazca olan birkaç duyarlı insanın el yordamıyla ve fedakarca ortaya koyduğu kitapların nitelik bakımından yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Sistem, kendi yurttaşlarının anadillerini yasakladı ve akademik çalışmalar yapılamadı. Bu durumda kimse Lazca'yı da yapılan çalışmaları da eleştirme hakkına sahip değil. Temel çözüm için öncelikle bazı edebiyat fakültelerinde Türkiye'nin yerel dilleriyle ilgili bölümler açılmalı. Lazca önce akademik çalışma konusu haline getirilmeli. İlk ağızda en az on bin kelimeden oluşan temel standart sözlüğü ve standart grameri oluşturulmalıdır.

Kazım Koyuncu

Dünya mirası

1993'te Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) adlı bir grup kuran ve Lazca Rock yapan Kazım Koyuncu, "Genç Lazlar bizim yaptığımız müzikle kendilerini buldu. Aileler 20 yıl önce çocuklarının düzgün Türkçe konuşmasını isterdi. Çocuklara hep Lazca'dan utanç duymaları gerektiği öğretildi. Bu çok aptalca bir kompleks yarattı. O çocuklar büyüdü ve bizim yaptığımız müzikle kendilerini buldular, kültürlerine sahip çıktılar. Lazca'yı gelecek kuşaklara aktarabilmenin tek yolu yazılı eser bırakmak. Lazca yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Dillerin dünya mirası olduğunu düşünenlerdenim. Sistemin bunu karşılaması gerekiyor ancak dil yasakları kalkarken Lazca'yı ele almadılar bile."

Hakkı Devrim (Radikal gazetesi yazarı)

Alfabesiz diller için enstitü

Arnavutlar zamanında Alman dil uzmanlarıyla anlaşmışlar. Pazarlarda, camilerde, sokaklarda Arnavutlar'ın konuştuğu dili kaydetmişler. Arnavutlar'a liste çıkarmışlar. Her sesin bir karşılığının bulunduğu bir Arnavut alfabesi çıkmış. Türkçe için bile yapılmamıştır böyle bir çalışma. Japon dilbilimci merak etmiş, araştırmış Lazca'yı. Neden olmasın? Bizim dilimizde bile hâlâ eksikler var, mesela a ve e harflerinin arası kayıp. Alfabesi olmayan pek çok dil var. Alfabesi olmayan dillerle uğraşacak bir enstitü kurulabilir mi acaba diye sormak isterim.

Oya Adalı (Dilbilimci)

Elbette yazacaklar

Her dilin gramerinin yazılabileceğine inanıyorum. O dilin asırlar boyu konuşulmasını istiyorsanız önce o dili yazmanız gerekir. Gramerin öğrenilmesi dili konuşanlar için önemlidir. Türkiye'de pek çok farklı dil ve o dili konuşan insanlar var. Dilin yok olmaması için elbette yazacaklar. Lazca gramer kitabının ya da diğer Lazca kitapların Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını da sanmıyorum.

Ali Püsküllüoğlu (Sözlük yazarı, dil uzmanı, şair)

Önce ulus olmak gerekir

Bir dil alfabesi kabul edilerek işlem görür ama bir alfabe sahibi olmak için öncelikle ulus olmak gerekir. Bence ulus olmadan, siyasal bir varlık olmadan alfabe olmaz. Lazlar bir ulus mudur, değil midir? Bildiğim kadarıyla Kafkas halklarından. Bir kısmı Türkiye'ye yerleşmiş. Ama kalabalık bir nüfuslar ve kendi aralarında Lazca konuşuyorlar. Türkiye bağımsız bir ülke ve kendi oluşturduğu Latin alfabesini kullanıyor. Her ulus gibi yurttaşlarını kendi kültürünü ve dilini kullanmaya zorlar. Lazlar Lazca'yı evlerinde, aralarında her zaman konuştular ancak eğitim-öğretim dili haline getiremiyorlardı. Çünkü öğretim birliği vardı. Ama her dil bir varlıktır, politik hale getirmenin anlamı yok. Sınırlarımız içinde konuşulan diller için bir enstitü kurulabilir. Diller üzerine çalışma yapmak isteyenler desteklenebilir. Sözle var olan dillerin uzmanları, var olan alfabeleri kullanarak sesleri saptayabilir, yazıya geçirebilirler. Lazca, bir dil olarak her zaman yaşamalı. Sadece Lazca değil her dil için geçerli bu. Bu zamana kadar binlerce dil oluşmuş ama ölmüş. Latince bile neredeyse öldü ama üniversitelerimizde eğitimi veriliyor. Her dil bir renktir, konuşulabilir. Güncel politika sorunları haline getirilmemeli. Kürtler gibi siyasal bağımsızlık hareketi haline getirildiği zaman işler karışır.


Feride Ç Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Akşam Gazetesi 09.08.2004

Son Güncelleme: Pazar, 08 Nisan 2012 21:31

Helimişi XASANİ

Helimisi
Lazcanın Evrensel Şairi

Coxope

Coxope
Çocuklara Lazca İsim

93 Harbi

93 Harbi
Muhacir Lazlar

Arkeopolis

Arkeopolis
Lazika'nın Başşehri

Lazca Açıköğretim

Lazca Açıköğretim
Açıköğretim Başlıyor